<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ulus Oluşumu &#8211; BLLOGU</title>
	<atom:link href="https://bllogu.lumbardhi.org/tr/category/ulus-olusumu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bllogu.lumbardhi.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Feb 2021 11:37:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.9</generator>

<image>
	<url>https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2020/10/cropped-Bllogu-Case1-32x32.png</url>
	<title>Ulus Oluşumu &#8211; BLLOGU</title>
	<link>https://bllogu.lumbardhi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müslüman Komünist Hücresi</title>
		<link>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/02/18/musluman-komunist-hucresi/</link>
					<comments>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/02/18/musluman-komunist-hucresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sezgin Boynik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2021 12:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ulus Oluşumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bllogu.lumbardhi.org/?p=871</guid>

					<description><![CDATA[Ferit Bayram hakkındaki tek monografinin yazarı Kemal Seyfullah’dan daha önceki bir yazımızda bahsetmiştik. Bu defa Seyfullah&#8217;ın lideri olduğu küçük ama çok etkili komünist örgütlenme hakkında kendi hayatından izler de içeren kısa bir çalışma sunuyoruz. Müslüman Komünist Hücresi, Makedonya&#8217;nın faşist işgaline karşı kitlesel bir ayaklanmanın ardından Yugoslav Komünist Partisi&#8217;nin talimatıyla 1941&#8217;de Üsküp&#8217;te kuruldu. Kemal Seyfullah, Sürrealist [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ferit Bayram hakkındaki tek monografinin yazarı Kemal Seyfullah’dan daha önceki bir yazımızda bahsetmiştik. Bu defa Seyfullah&#8217;ın lideri olduğu küçük ama çok etkili komünist örgütlenme hakkında kendi hayatından izler de içeren kısa bir çalışma sunuyoruz. Müslüman Komünist Hücresi, Makedonya&#8217;nın faşist işgaline karşı kitlesel bir ayaklanmanın ardından Yugoslav Komünist Partisi&#8217;nin talimatıyla 1941&#8217;de Üsküp&#8217;te kuruldu. Kemal Seyfullah, Sürrealist şair Koča Popović&#8217;in (Ustanak Naroda Jugoslavije / Yugoslav Halkının Ayaklanması, 1964, Belgrad) yönettiği bir proje olan Yugoslav Partizan mücadelesinin oluşumunun altı ciltlik devasa tarih kitabının ikinci cildindeki bir metinde bu örgütü ele alıyor. Hücre, Mustafa Karahasan&#8217;ın evinde Hamdi Demir, Abdus Hüseyin, Kemal Seyfullah ve Yugoslavya Komünist Gençlik Birliği’nde (SKOJ)&nbsp; aktif olan diğer Türkçe ve Arnavutça konuşan enternasyonalistler tarafından oluşturuldu.&nbsp;</p>



<p>Seyfullah metninde grup olarak ilk eylemlerinden birinin, bildiri ve kitapçıkların çoğaltılması için yasadışı bir matbaa kurmak olduğunu anlatıyor. Aktivistlerin terminolojisinde buna &#8220;teknik&#8221; veya &#8220;cihaz&#8221; kurma deniyordu. Eylem, Gestetner (bir kopyalama makinesi) için bir yer sağlamayı, yerleştirmeyi, bildirileri çevirmeyi ve yeniden üretmeyi, Gestetner&#8217;ı söküp parçalar halinde gizlemeyi içeriyordu. Gestetner, şablon yöntemi ile çalışan ve balmumu ile kaplanmış ince bir kağıt tabakası kullanan bir kopyalayıcıydı. Kırklı yılların başında, en tehlikeli cihazlar arasında kabul ediliyordu ve işinin ehli bir komünist nasıl kullanılacağını bilmek zorundaydı. Açığa çıkmasını önlemek için bu ağır aygıtın genellikle sökülmesi ve yeni bir yerde yeniden monte edilmesi gerekiyordu. Hacmi nedeniyle bir miktar risk anlamına gelen bir görevdi. Seyfullah, Gestetner’ın parçalarının ‘’kesinlikle kimsenin bakmayı düşünmeyeceği bir yer’’ olan Yeşil Baba Türbesi&#8217;nin altında saklanmasıyla ilgili olağanüstü bir hikaye anlatır. Yerel dervişlerin dayanışması sayesinde komünistlerin matbaası Üsküp&#8217;teki Müslüman nüfus için en kutsal mekanların bazılarında saklandı. Gestetner’in yerini bilen tek kişi olan Seyfullah, 1942&#8217;de Partizanlara katıldıktan sonra Üsküp&#8217;e gizlice geldi, Yeşil Baba türbesinin altından mektupları ve parçaları topladı ve ormanda yeni bir matbaa kuruldu.</p>



<p>Seyfullah ve diğerlerinin ilk faaliyetleri, tiyatrolar, ücretsiz kütüphaneler ve spor etkinlikleri aracılığıyla bir işçi kültürünün gelişmesini teşvik etmekle meşgul olan sol eğilimli gençlerin öncülüğündeki hümanist bir örgüt olan “Yardım” çatısı altında gerçekleştirildi. <em>Birlik</em> ve <em>Flaka e Vllaznimit</em> gazeteleri tarafından 1959&#8217;da düzenlenen Müslüman Hücre&#8217;nin üyeleriyle yapılan yuvarlak masa tartışmasının metninden Nazım Hikmet&#8217;in Arnavutçaya ve bölge Türkçesine çevrilmesi, Yozlaşmış Müslüman bürokratlara yönelik popüler komediler, spor müsabakaları ve kır gezintleri gibi faaliyetler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Bu konuşmanın Türkçe transkripti Şükrü Ramo tarafından yapılmıştır ve 15 Temmuz 1959 tarihli Birlik gazetesinde &#8216;Üsküp Müslüman Parti Birliği&#8217; başlığı altında okunabilir.</p>



<p>Seyfullah ve Karahasan&#8217;ın söz konusu tartışmada vurguladığı gibi Müslüman Hücre’nin oluşturulma amacı kimlik siyasetine dayanmıyordu. Pan-Yugoslav anti-faşist ve enternasyonalist ayaklanmaya “etnik” bir eklenti gibi hissetmediler. Uluslararası hareketin eş parçasıydılar. Sırp sömürgeciler, Bulgar işgalleri, İtalyan ve Alman faşistleri ve yerel feodal işbirlikçileri dahil olmak üzere Makedonya ve Kosova&#8217;daki baskıcı yapılara karşı Arnavutça ve Türkçe konuşan halkları seferber etmeyi amaçladılar. Başlangıçta sadece on bir üyesi olan, Antonio Gramsci&#8217;nin “molekül” olarak adlandırdığı kavramla organik olarak bağlı olan küçük bir hücreydi, başka bir deyişle yeni bir biçimin ilk molekülüydü. Bu, daha kapsamlı bir değişimin katalizörü olan Müslüman Hücre&#8217;nin rolüydü ve&nbsp; doğru zaman geldiğinde diğer Partizan gerilla birimlerine katılarak ve yeraltında daha derine inerek dağıldılar.</p>



<p>Küçük &#8220;hücre&#8221; Kemal Seyfullah’ın platformuydu; onun yörüngesi bu molekülün yeni bir sosyalist hegemonya biçimine genişlemesinin kanıtıdır. Savaş sırasında iki kez yaralanan ve hapsedilen Seyfullah, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın sonunda yüksek rütbeli bir Partizandı. 1951-1954 yılları arasında Üsküp belediye başkanlığı, Yugoslavya’nın Zambiya ve Botswana büyükelçiliği, merkez komite üyeliği ve Çağdaş Sanat Müzesi yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Tutkulu bir çağdaş sanat koleksiyoncusu, uluslararası düzeyde aktif komünist, çevirmen ve yazar Seyfullah&#8217;ın biyografisi henüz yazılmadı.&nbsp; Bugün Seyfullah hakkında okuyabildiğimiz tek belge, Füruzan’ın Balkan gezi-röpörtaj kitabında Kemal’in kardeşi ve bir Yeşilçam aktörü olan Lütfü Seyfullah ile yaptığı röportaj. Lütfü, ağabeyinin maceralarını, Tito&#8217;nun ona bağlılığını, Zambiya ziyaretini, Çağdaş Sanat Müzesi için bir Picasso satın aldığını, Milovan Djilas&#8217;ı desteklediğini, komünist kurumlarla geçici fikir ayrılıklarını, teorik yazılarını, bürokrasi karşıtı yaşamını ve milliyetçiliğe olan mesafesini anlatıyor. Lütfü, röpörtajı “iyi ki bugünleri görmedi” ifadesiyle sonlandırmaktadır. (Füruzan, Balkan Yolcusu, Yapı Kredi Yayınları, 1996)</p>



<p>Lütfü’nün anıları ve Füruzan’ın yorumlarına ihtiyatla yaklaşmak gerekiyor. Önerilebilecek olan ise Kemal Seyfullah&#8217;ın genellikle ulus sorunlarıyla ilgilenen yazılarıdır. Milliyetçilik üzerine yazılarının bir derlemesi 1972&#8217;de Ulusallık Sorunu adıyla yayımlandı. (Sesler, Üsküp, 1972) Kitap, milliyetçiliğin uluslararası siyasetle bağlantılı olarak tartışılması için sınıf, cinsiyet ve kültürel özgürleşme perspektiflerinden kavramsal bir çerçeve sunar. Her biri Sesler dergisinde ayrı makaleler olarak yayınlanan bölümler bu teoriyi çeşitli açılardan ele alıyor: &#8216;Günümüzde Ulusallık Sorunu&#8217; (ilk olarak 1965&#8217;te Sesler&#8217;in ilk sayısında yayımlandı) açılış metnidir. Güncel ve dolayısıyla sosyalizm içinde bir sorunsal olarak ulusallık sorunu üzerinden tartışma koşullarını ortaya koyar. &#8216;Uluslar ve Milliyetler Arasındaki Ekonomik İlişki&#8217;, &#8216;Uluslararası İlişkiler ve Kültür Sorunu&#8217; ve &#8216;Ulusallık Sorunu Üzerine Lenin&#8217;&nbsp; gibi makalelerin yanı sıra Seyfullah, İngilizce ve Fransızcaya da çevrilen &#8216;Yugoslav Komünist Birliği ve Ulusal Azınlıklar&#8217; (Savez Komunista Jugoslavije i Nacionalno Pitanje, Kultura, Belgrad, 1959) ve &#8220;Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti&#8217;ndeki Ulusal Azınlıklar&#8221; (‘Jugoslavia’, Belgrad, 1965) da dahil olmak üzere ulusallık sorunu ilgili teknik raporlar hazırladı.</p>



<p>Bu kitaplar, raporlar ve analizler, Yugoslavya&#8217;da sosyalizm döneminde Türkçe konuşanların ulusal ideolojilerini oluşturan teorik ve kurumsal temel belgeler haline geldi. Önümüzdeki aylarda bu kaynaklarla eleştirel bir şekilde ilgileneceğiz ve sosyalist dönem boyunca Kosova ve Makedonya&#8217;daki Türk ve diğer ulusal oluşumların karmaşıklıkları için yeni bir anlatı önereceğiz.</p>



<p></p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/02/kemal-seyfullah_muslimanska-partijska-celija_ustanak-naroda-jugoslavije_tom_II-676-694-2-2.pdf">kemal-seyfullah_muslimanska-partijska-celija_ustanak-naroda-jugoslavije_tom_II-676-694-2-2</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/02/kemal-seyfullah_muslimanska-partijska-celija_ustanak-naroda-jugoslavije_tom_II-676-694-2-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/02/National-Minorities-in-Socialist-Macedonia-2.pdf">National-Minorities-in-Socialist-Macedonia-2</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/02/National-Minorities-in-Socialist-Macedonia-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/02/18/musluman-komunist-hucresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ferit Bayram kimdir?</title>
		<link>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/14/ferit-bayram-kimdir/</link>
					<comments>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/14/ferit-bayram-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sezgin Boynik ve Tevfik Rada]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 12:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ulus Oluşumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bllogu.lumbardhi.org/?p=648</guid>

					<description><![CDATA[Ferit Bayram (1888-1965) blog yazılarımızda sıkça bahsedeceğimiz bir isim. Kendisi Yugoslavya&#8217;da Türkçe konuşan en etkili sol entelektüellerden biriydi. Sosyalist Yugoslavya&#8217;da ilk Türk alfabe kitabını yazıp yayımladığında 1947’ydi. Yirminci yüzyılın başından beri aktif olan Bayram, öğretmen, editör, yazar, çevirmen ve siyasi aktivistti. Kemal Seyfullah&#8217;ın yazdığı ince bir kitap dışında Bayram üzerine çok fazla yayın mevcut değildir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ferit Bayram (1888-1965) blog yazılarımızda sıkça bahsedeceğimiz bir isim. Kendisi Yugoslavya&#8217;da Türkçe konuşan en etkili sol entelektüellerden biriydi. Sosyalist Yugoslavya&#8217;da ilk Türk alfabe kitabını yazıp yayımladığında 1947’ydi. Yirminci yüzyılın başından beri aktif olan Bayram, öğretmen, editör, yazar, çevirmen ve siyasi aktivistti. Kemal Seyfullah&#8217;ın yazdığı ince bir kitap dışında Bayram üzerine çok fazla yayın mevcut değildir. Seyfullah’ın <em>Devrimci Ferit Bayram</em>’ı [Tan Yayınları, Priştine, 1978] kendisi hakkında yayımlanan tek kitaptır. Bu yazıyla birlikte bulunması zor bu kitabın bir taramasını da paylaşıyoruz.</p>



<p>Bir partizan savaşçısı ve milliyetçilik teorisyeni olan Seyfullah, Ferit Bayram&#8217;ın yoldaşıydı ve onun cenazesinde anma konuşmasını yaptı. Prizren&#8217;de yaşayan avukat ve araştırmacı Altay Suroy (d. 1949), Devrimci Ferit Bayram kitabı ve referanslarından yola çıkarak 1986&#8217;da Bayram hakkında bir belgesel hazırladı ve Zef Lush Marku cinayetinin (1985) açığa çıkarılmasında Ferit Bayram&#8217;ın rolü üzerine bir konferans bildirisi kaleme aldı. Lush Marku, Arnavutça konuşan Kosovalı bir komünist aktivistti ve 1920 yılında Prizren&#8217;e giderken Yakova&#8217;da Sırp polisi tarafından gizlice katledildi. Yugoslav Komünist Partisi listesinden meclise giren Bayram, nüfuzunu kullanarak cinayeti aydınlattı ve polise bu korkunç cinayetin sorumluluğunu üstlenmesi için baskıda bulundu. Marku, solculara ve özgürlükçü düşünürlere karşı İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın sonuna kadar sürecek olan monarşist terörün ilk kurbanlarından biriydi. Kısa bir süre sonra, 1920&#8217;nin sonunda Yugoslavya&#8217;da monarşist diktatörlüğün (Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı) ilan edilmesiyle Bayram, önce görevini ve ardından da milletvekili olarak sahip olduğu dokunulmazlığı kaybeden Bayram için aşağılanma ve baskıdan kaçarak geçireceği yıllar başladı. Altmışındayken, geçici bir süreliğine yaşadığı Kosova Mitroviçası’nda, İkinci Dünya Savaşı’ndaki antifaşist harekete mensup bir aktivist olarak yeniden ortaya çıktı.</p>



<p>Ferit Bayram, Rosa Plaveva ile birlikte Makedonya ve Kosova&#8217;da faaliyet gösteren ilk kadın sosyalistlerden biri olan Nakiye Bayram&#8217;la neredeyse tüm hayatını Üsküp&#8217;te geçirdi. Bayram’ın siyasallaşması 1908’de devrimci Jön Türk cemiyeti <em>İttihat ve Terakki</em>’ye katılmasıyla başladı ve Sultan’ın mutlak monarşist gücünü çökertmek için çabalarda bulundu. İttihat ve Terakki&#8217;nin gerici burjuva pozisyonu onu hayal kırıklığına uğratmıştı ve bunun üzerine örgütten ayrıldı. Üsküp&#8217;teki ilk sosyal demokrat parti oluşumuna dahil oldu ve Alman Sosyalist Partisi programıyla uyumlu hale getirdi. Bu daha da siyasallaşmasına yol açtı: 1909&#8217;da 1 Mayıs’ın kutlanması, Komünist Manifesto&#8217;nun Türkçe&#8217;ye çevrilmesi, Balkan federasyonuna katılması ve en önemlisi Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasındaki savaş karşıtı faaliyetleri. Bayram, Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra yeni kurulan Yugoslav Komünist Partisi&#8217;ne katıldı ve 1919&#8217;da Vukovar&#8217;da düzenlenen ikinci kongrede delege olarak bulundu. <em>Socijalisticka Zora</em> ve <em>Sosyalist Fecri</em>&#8216;nin editörlüğünü yaptı, Lush Marku&#8217;yla birlikte Kosova ve Makedonya&#8217;daki Müslüman nüfus arasında propaganda çalışmalarında bulundu. Üsküp belediyesinde de faaldi ve Komünist Parti üyesi olarak Birinci Yugoslavya&#8217;nın ömrü kısa süren demokratik meclisinin bir üyesiydi.</p>



<p>Ferit Bayram, üç büyük imparatorluk (Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Rusya) ve çok sayıda küçük ulus arasında kalmış Balkanlar’ın sosyalist geleneğinin bir neticesiydi. Bu geleneğin mensupları sıfırdan, anti-emperyalist, anti-milliyetçi ve anti-kapitalist yeni bir örgütlenme modeli bulmak üzere sahada kuram geliştiren aktörlerdi. Tüm bu zorlukların en başında sosyalist vizyonun bu ilerici modelini farklı dillerde (Türkçe, Arnavutça, Makedonca), başka yerlerde meydana gelen gelişmelerin gerisinde kalmış, okuryazar olmayan bir köylü topluluğuna sunmayı kendilerine görev edinmiş olmaları geliyordu.</p>



<p>Bu engeller aktivistleri caydırmadı. Yeni sosyalist ulus anlayışı teorileriyle donanmış olan Ferit Bayram, 1947&#8217;de ilk Türkçe alfabe kitabını yazdı, Makedonya Eğitim Bakanlığı’da danışman olarak çalıştı ve 1965&#8217;teki ölümüne kadar Makedonya ve Kosova&#8217;daki Türkçe konuşan topluluklar arasında ilerici fikirleri yaymaya devam etti. Çalışmaları, Yugoslavya&#8217;da Kemal Seyfullah, Necati Zekeriya, Hayrettin Volkan, Mustafa Karahasan, Şükrü Ramo ve İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra -ulus sorununun demokratik ve eşitlikçi bir anlayışla kavranması da dahil- ilerici ve sosyalist fikirlerin temellerini atan geleceğin Türk dili teorisyenlerini ve yazarlarını etkiledi.&nbsp;</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/01/Devrimci_Ferit-Bayram_PDF.pdf">Devrimci_Ferit-Bayram_PDF</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/01/Devrimci_Ferit-Bayram_PDF.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/14/ferit-bayram-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyalist Fecri Gazetesi Üzerine</title>
		<link>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/07/sosyalist-fecri-gazetesi-uzerine/</link>
					<comments>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/07/sosyalist-fecri-gazetesi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sezgin Boynik ve Tevfik Rada]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 10:42:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ulus Oluşumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bllogu.lumbardhi.org/?p=540</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Ulus Oluşumu&#8221;nun bu paylaşımında, Kosova ve Makedonya halkları tarihindeki fırtınalı bir döneme ışık tutan bir belgeyi sunuyoruz. Bu zaman dilimine bugünden baktığımızda Sosyalist Yugoslavya&#8217;da Türk ulusal bilincinin oluşmasında kritik öneme sahip olduğunu görüyoruz. Milutin Folić tarafından yazılan ‘’Sosyalist Fecri’’ ve 1919-1921 Yıllarında Makedonya YKP ile Kosova ve Metohiya YKP İlişkileri adlı metin 1986’da Çevren Dergisi&#8216;nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Ulus Oluşumu&#8221;nun bu paylaşımında, Kosova ve Makedonya halkları tarihindeki fırtınalı bir döneme ışık tutan bir belgeyi sunuyoruz. Bu zaman dilimine bugünden baktığımızda Sosyalist Yugoslavya&#8217;da Türk ulusal bilincinin oluşmasında kritik öneme sahip olduğunu görüyoruz. Milutin Folić tarafından yazılan <em>‘’Sosyalist Fecri’’ ve 1919-1921 Yıllarında Makedonya YKP ile Kosova ve Metohiya YKP İlişkileri</em> adlı metin 1986’da <em>Çevren Dergisi</em>&#8216;nin 52. sayısında Türkçe olarak yayımlandı. Kosova’daki iki savaş arası dönem komünist hareketinin önemli tarihçisi Folić bu konuyu enine boyuna ele aldı. YKP’nin (Yugoslavya Komünist Partisi) Kosova’daki erken dönem faaliyetleriyle ilgili tarihî öneme sahip kitabı 1987 yılında Rilindja tarafından <em>Partia Komuniste e Jugosllavisë në Kosovë 1919-1941 </em>(Kosova’da Yugoslavya Komünist Partisi 1919-1941) adıyla yayımlandı.</p>



<p>1973&#8217;ten 1992&#8217;ye kadar 92 sayı çıkan <em>Çevren</em> ise Yugoslavya&#8217;da Türkçe basılan en önemli kültür dergilerinden biriydi ve <em>Tan Yayınevi</em> tarafından Priştine&#8217;de yayımlanıyordu. Folić&#8217;in metni, ulusal ve siyasi çelişkilerin keskinleştiği ve o zamanki Sırbistan Krallığı&#8217;nın polis güçleri tarafından kesintiye uğratıldığı bir dönemde Kosova ve Makedonya&#8217;daki YKP&#8217;nin 1919&#8217;dan 1921&#8217;e kadar süren kısa ve kesintili tarihini anlatıyor. <em>Sosyalist Fecri</em> gazetesinin bu mücadelelerde sahip olduğu kritik konumu da gösteriyor. <em>Sosyalist Fecri</em> veya Sırpça adıyla ‘’Socijalisticka Zora’’, Yugoslavya Sosyalist İşçi Partisi&#8217;nin gazetesiydi (1919&#8217;da Vukovar&#8217;da düzenlenen ikinci toplantıda partinin adı Yugoslavya Komünist Partisi olarak değiştirilmişti.) Gazetenin yayım dili Sırpçaydı, ancak Türkçe (Arap alfabesiyle) olarak çıktığı kısa bir dönem de olmuştu.</p>



<p>Folić&#8217;e göre, 1910&#8217;da Kosova ve Makedonya&#8217;da kısa süreli olarak yayımlanmış, yine <em>Sosyalist Fecri</em> adında bir gazete daha vardı. Bu dönemde, sosyalist örgütler bölgede halihazırda faaldi ve ağırlıklı olarak İkinci Enternasyonal ve Alman sosyal demokratlarından etkilenmişlerdi. Alman sosyal demokratları Birinci Dünya Savaşı&#8217;na katılmaktan yana tavır alınca, siyasi &#8216;modelleri&#8217; sosyalistleri hayal kırıklığına uğratmış oldu. O tarihten sadece birkaç yıl önce Basel&#8217;de düzenlenen sosyalist kongresinde, Balkanlar&#8217;daki emperyalist savaşa şiddetle karşı çıkılmış ve her türlü ulusal şovenizme karşı halkların kardeşliğinden yana tavır alınmıştı. Savaş karşıtlığından destekçiliğine doğru bu sıçrama, uluslararası sosyalist hareketler için yıkıcı olmuştu. Ancak savaşın ortasında Ekim Devrimi tarihin akışına müdahale ederek siyasetin koordinatlarını değiştirdi ve dünyanın dört bir tarafındaki kitlelere hayli güç kazandırdı. Devrim, sanayi proletaryasının tek siyasi özne olmadığını gösterdiği ve ezilen ulusların kurtuluşunun üzerinde durduğu için de önemliydi. Bu fikirler, 1 Şubat 1920&#8217;de <em>Sosyalist Fecri</em> gazetesi yeniden yayımlanmaya başladığında halihazırda dolaşımdaydı.</p>



<p>Gazetede yer alan makaleler çoğunlukla parti üyeleri veya partiye yakın yerel halk tarafından yazılmıştı. Metinler, YKP&#8217;nin Kosova ve Makedonya&#8217;daki haftalık faaliyetlerini, Sırp rejimi polisinin şiddet içeren tedbir ve işkencelerini, işçi sınıfı ve köylülerin yoksulluğu ve sefil koşullarını ele alıyordu. Ezilen uluslar meselesi&nbsp; sistemli bir biçimde olmasa da birçok defa gündeme getirildi. Gazete, ulusların ortak ezenlerine karşı birleşmesinde çok önemli bir rol oynadı. Folić&#8217;in makalesinde değindiği gibi, saldırgan Sırp burjuvazisinin yanı sıra, halkın özgürleşmesine karşı diğer önemli bir engel, yerel toprak ağalarıydı. Bu feodal yapılar, devletle ve eski rejimin kalıntılarıyla işbirliği yapmaktan yana olan <em>Cemiyet</em> gibi en muhafazakar ve komprador burjuva örgütlerini desteklediler. Sosyalist Fecri sayfalarında bu örgütlere şiddetle saldırıldı.</p>



<p>Sosyalist Fecri, ezilen sınıfları ve ulusları rejime karşı seferber edip birleştirmede bir ölçüde başarılı oldu. Örneğin, bölgeden pek çok kişi 1919 ve 1920&#8217;de 1 Mayıs mitinglerine katıldı ve &#8220;Daha fazla ekmek, daha az jandarma istiyoruz&#8221; gibi sloganları söylediler. 1920 yılının 1 Mayıs’ı da o yıl düzenlenecek yerel seçimlerin bir provası gibiydi. YKP&#8217;den çok sayıda aday yerel seçimler için Prizren, İpek, Mitroviça, Zveçan, Manastır, Üsküp ve Ohri&#8217;de kampanya yürütmüştü. Parti ilânlardan birinde şöyle deniliyordu: ‘’Kasabalarda ve köylerdeki işçiler, köylüler ve fakirler, komünist partisi vaatlerde bulunmuyor, ancak mücadeleye çağırıyor. Evet, sizi sömüren her şeye karşı ve daha mutlu, özgür bir toplum için mücadeleye çağrılıyorsunuz.’’ Folić, burjuvazi ve yerel toprak ağalarının Arnavutlar, Türkler, Boşnaklar ve Makedonlar arasındaki olası birlikten nasıl da korktuğunu anlatır. Örneğin, saygın bir Müslüman entelektüel olan Ethem Bulbulović, YKP’nin Zveçan adayıydı. Hem yoksul Müslümanlara hem de gayrimüslim nüfusa hitap edebildiğinden varlığı toprak ağaları tarafından bir tehdit olarak görülüyordu.</p>



<p>YKP&#8217;yi destekleyen çok önemli bir din adamı daha vardı: Haci Ömer Lütfi Paçarizi. Paçarizi, Prizren&#8217;deki Melam<strong>î</strong> tekkesinin dini lideri ve aynı zamanda saygın bir şairdi. Sosyalist Fecri&#8217;ye &#8216;İşçi ve Köylü Yoldaşlara&#8217; şiiriyle katkıda bulundu ve YKP&#8217;nin Prizren seçim beyannamesinin yazılmasına yardım etti. Bu beyannamede şunlar da yazılıydı: ‘’Sosyalizm insaniyetten başka bir şey değildir. Sosyalizm halka mutluluğu getiren bir şeydir.’’ Metin, Türkçe ve Arnavutça olarak yazılmıştı. Rejim tarafından alınan şiddetli önlemlere rağmen, bölgede üç YKP üyesi seçilmeyi başardı: Prizren&#8217;de Milorad Pantić ve Ilija Krasojevic ve Zveçan&#8217;da ise Ethem Bulbulović. Seçimlerden sonra, tehlikeden endişe duyan Sırp rejimi, polis şiddetini önemli ölçüde artırdı. 1920 Aralık ayında Üsküplü bir parti üyesi olan Zef Lush Marku&#8217;nun Yakova’da öldürülmesi ise kırılma anı oldu. Rejim, cinayetle ilgili olayların açıklığa kavuşturulmasını reddetti. Ilija Krasojevic ve Haci Ömer Lütfi Paçarizi de dahil olmak üzere birçok üye baskı gördü ve sessizliğe itildi. Bir diğer Prizrenli, Muharrem Taranbaba ise sürgüne zorlandı. Birkaç hafta sonra hükümet partiyi yasakladı, çok sayıda kişiyi tutukladı ve <em>Socialist Fecri</em>&#8216;nin yayımlanmasını da yasakladı.&nbsp;</p>



<p><em>Sosyalist Fecri</em>, gazetenin yayın kurulunda yer alan Ferit Bayram gibi Yugoslavya&#8217;da Türkçe yazan en ilerici aydınların ve aktivistlerin platformu oldu ve bu gazetenin çalışmalarının mirası İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Kemal Seyfullah gibi geleceğin enternasyonalistlerin olmazsa olmazı oldu. Bugün Üsküp&#8217;ün merkezindeki bir sokak hâlâ Balkanlar’daki enternasyonalizminin bir kanıtı olarak Socijalisticka Zora / Sosyalist Fecri’in adını taşımaktadır.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/01/Sosyalist-Fecri-Milutin-Folic-2.pdf">Sosyalist-Fecri-Milutin-Folic-2</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2021/01/Sosyalist-Fecri-Milutin-Folic-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2021/01/07/sosyalist-fecri-gazetesi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmail Eren – Yugoslavya’da Türkçe Basın</title>
		<link>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/30/ismail-eren-yugoslavyada-turkce-basin-sezgin-boynik/</link>
					<comments>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/30/ismail-eren-yugoslavyada-turkce-basin-sezgin-boynik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sezgin Boynik ve Tevfik Rada]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2020 08:44:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ulus Oluşumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bllogu.lumbardhi.org/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[Ulus Oluşumu projesinin ilk paylaşımı, Türkolog İsmail Eren’in (1923-1993) Yugoslavya’da Türkçe basının tarihi üzerine yazdığı uzun ve kapsamlı bir makaledir. İlk olarak “Turska Štampa u Jugoslaviji (1866-1966)‘’ adıyla, Saraybosna merkezli Prilozi za Orijentalnu Filologiju dergisinin 1964 tarihli 14-15. sayılarında yayımlanmıştır. Daha sonra Üsküp merkezli Sesler dergisinde (“Yugoslavya Topraklarında Türkçe Basın 1866-1966”, II: 9, 1966) Türkçe [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Ulus Oluşumu projesinin ilk paylaşımı, Türkolog İsmail Eren’in (1923-1993) Yugoslavya’da Türkçe basının tarihi üzerine yazdığı uzun ve kapsamlı bir makaledir. İlk olarak “Turska Štampa u Jugoslaviji (1866-1966)‘’ adıyla, Saraybosna merkezli </em>Prilozi za Orijentalnu Filologiju<em> dergisinin 1964 tarihli 14-15. sayılarında yayımlanmıştır. Daha sonra Üsküp merkezli </em>Sesler<em> dergisinde (“Yugoslavya Topraklarında Türkçe Basın 1866-1966”, II: 9, 1966) Türkçe olarak,&nbsp; güncellenmiş versiyonu ise&nbsp; seksenlerin sonunda yine aynı dergide yayımlanmıştır (“Yugoslavya&#8217;da Türkçe Basın 1866-1986”, </em>Sesler<em> No. 237). Bu ikinci versiyon 1992’de “La Presse Turque en Yougoslavie” başlığıyla Fransızcaya çevrilmiştir. (N Clayer, A. Popovic, Th. Zarcone, ISIS/IFEA, İstanbul/Paris).</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslen Makedonyalı olan İsmail Eren, İstanbul’da yaşamış ve çalışmalarını burada sürdürmüş bir araştırmacıydı. Sunduğumuz metin Bosna’da Sırp-Hırvatça olarak yayımlanmıştı. Bu yörünge, milliyetçiliğin oluşumunu tam manasıyla uluslararası niteliğe sahip somut siyasi kurumlar üzerinden incelemeyi hedefleyen projemize halihazırda bir temel oluşturmaktadır. Sosyalist Yugoslavya döneminde Eren, geç Osmanlı dönemi modernleşmesi ve şehir yaşamı üzerine pek çok bilimsel makale ve folkloristik alanında saygın araştırmalar yayımlamıştır.</p>



<p>Eren’in Yugoslavya basını hakkındaki makalesi, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Bosna ve Hırvatistan’da Türkçe basılan dergi, gazete ve süreli yayınlara genel bir tasvirini yapmak için akademik araçlara başvurur ve titiz bir arşiv çalışmasına dayanır. Yugoslavya’daki Türkçe materyallerin zenginliğini ve çeşitliliğini göstermenin yanı sıra —gerçi Eren, Bulgaristan ve Yunanistan&#8217;daki kadar bereketli ve ilgi çekici olmamasından şikayetçidir—makale, bu üretimin bağlamını etraflıca anlatmaktadır. Yugoslavya’da Türkçe olarak yayınlanan bu süreli yayınların, ortaya koydukları sosyal ve politik çıkarımlar üzerinden kavranması gerektiğininin de bilincine varmamızı sağlıyor. 1908 Jön Türk Devrimi’nin sonucu olarak İkinci Meşrutiyet ilan edilmesiyle beraber basinda yeni gelismeler kayedilmistir. Bu dönemde gazete ve dergi yayıncılığındaki yoğunlaşma yazarın ilgilendiği konular arasındadır; bu yoğunlaşma, özellikle sansür yasasının gevşetilmesi ve merkezî denetimin serbestleştirilmesi ile görünür hale gelen, basının modernleştirme etkisine işaret etmektedir. Neredeyse İkinci Dünya Savaşı’na kadar süren imparatorluk sonrası istisnai ve çelişkili modernleşme sürecinde Yugoslavya’da, Arap alfabesiyle ancak Sırpça-Boşnakça olarak <em>Tarık</em>, <em>Muallim</em> ve <em>Misbah</em> gibi düzinelerce süreli yayın yayımlandı. Bu yeni karışım, Eren&#8217;in de belirttiği gibi basılı yayınların popüler hâle gelmesine beklenmedik bir katkıda bulundu ve bunun sonucunda bazı dergi sayıları yeniden basıldı. Bu alışılmadık kombinasyonun bir diğer sonucu ise Sırpça edebiyatta, Arap harfleriyle yazılan, <em>arebika</em> veya <em>matufovica</em> olarak da adlandırılan yeni bir tarzın ortaya çıkmasıydı. (‘’Matuf’’Arapça&#8217;da eski anlamına gelmekte olup konuşma dilinde baş aşağı, aptal, garip, tuhaf vb. anlamlarında da kullanılmaktadır.) Son yıllarda Bosna&#8217;da bu biçimin bir varyantını yeniden canlandırma girişimlerinde bulunulmaktadır. Örneğin, 2005 yılında <em>New Muslim Kids</em>’in desteğiyle &#8220;Hadži Šefko i Hadži Mefko&#8221; adlı bir çizgi roman projesi hayata geçirildi.</p>



<p>Eren&#8217;in de belirttiği gibi, bu çalkantılı tarih dahilinde hayli uç örnekler de vardı.<br>Örneğin, İttihat ve Terakki tarafından Üsküp ve Bitola&#8217;da <em>Silah</em>, <em>Hançer</em>, <em>Bıçak</em>, <em>Bomba</em>, Üsküp&#8217;te <em>Top</em>, <em>Kurşun</em>, <em>Süngü</em>, <em>Kasatura</em> gibi çok tuhaf militarist başlıklara sahip muhalif dergiler de yayımlanmıştır. Bu politik güdümlü yayınların belki de az bilineni, İkinci Dünya Savaşı sırasında Zagreb’te basılan ‘<em>’Doğu ve Batı: Kültür, İktisat, Toplum ve Siyaset Mecmuası’</em>’dır. <em>Doğu ve Batı</em>, bir yayın projesi olarak tam bir tarihsel anomali örneğidir. Hırvatistan&#8217;da Türkçe olarak yayımlanan ilk dergi ve Yugoslavya&#8217;da Latin harfleri ile yayımlanan ilk Türkçe dergi olarak bilinmektedir. Derginin 1943-1944 yılları arasında sekiz sayısı yayımlandı. Bağımsız Hırvatistan Devleti’nin (NDH) Ustaşa rejiminin, Faşist Hırvatistan&#8217;ın bağımsızlığını tanıması yolunda Türkiye yönetici burjuvazisini cezbetmek için bu dergiyi kültürel diplomasi platformu olarak kullanmaya çalıştığı başarısız olmuş ve yarım kalmış projeydi.</p>



<p>Eren’in makalesi Yugoslav ve Balkan bölgelerindeki (vilayet), siyasi bir boyutu da olan güçlü yayıncılık faaliyetleri ağını sunmakta oldukça başarılıdır. Bu süreli yayınların en kalıcı olanlarından <em>Kosova</em> (ilk sayı:1877) 35 yıl, <em>Manastır</em> ise (ilk sayı:1885) 28 yıl boyunca yayımlanmıştır. Eren&#8217;in ikna edici bir şekilde ortaya koyduğu gibi bu yayınların içeriği ve biçimi gerçekten de çok dilliydi ve ulusötesi nitelikler taşıyordu. Sırpça ve Türkçe olarak (<em>Bosna</em>, <em>Prizren</em>, <em>Neretva</em>), Arnavutça ve Türkçe’de ise (Üsküp&#8217;te<em> Üsküp </em>/ <em>Shkupi</em> Bitola&#8217;da ise <em>İttihad-i Milli </em>/ <em>Bashkimi Kombit</em>) yayımlanmıştır. Balkanlar’da her metni Türkçe, Bulgarca ve Yunanca olarak üç dilde yayımlanan<em> Edirne</em> adlı gazete ve 1869-1871 yılları arasında Türkçe, Yunanca, Bulgarcaya ek olarak İbranice de dahil olmak üzere basılan <em>Selanik</em> gibi daha çeşitli örnekler vardı.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1920’li yıllarda Türkçe basın daha belirgin biçimde çeşitli siyasi partilerin siyasi platformu haline gelmeye başladı: Muhafazakâr ve sağ Radikal Parti’nin (1927-1929) <em>Sada-yı Millet</em>’i, liberal Demokrat Parti/Zajednica’nın (1927-1928) <em>Işık</em>’ı ve ömrü kısa süren ama kuşkusuz içlerinde en ilerici olan <em>Sosyalist Fecri</em> (yalnızca 13 sayısı çıkmıştır). Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı’nın başındaki 1. Alexander tarafından 1929 yılında kurulan diktatörlüğün ardından Yugoslavya&#8217;da tüm Türkçe basının da tamamı dahil olmak üzere tüm partiler ve bütün basın yasaklandı. Bu son derece muhafazakâr ve baskıcı ortamda Türkçe basılan bir sonraki gazete, Makedonya İslam Cemaati tarafından yayımlanan <em>Doğru Yol / Pravi Put</em> (Türkçe ve Sırpça) oldu. Doğru Yol’u 1940&#8217;da savaşın hemen öncesinde yayımlanan, benzer bir dinî oportünist ahlaka sahip <em>Muslimanska Sloga</em> adlı gazete takip etti.</p>



<p>Metin, başta kitaplar olmak üzere yayıncılık faaliyetlerinin daha da çeşitlenmesine ön ayak olan sosyalizm dönemine kadarını ele alıyor. Eren, 1944’te İkinci Dünya Savaşı sırasında&nbsp; Üsküp&#8217;te Ulusal Cephe&#8217;nin çıkardığı <em>Birlik</em> adlı Türkçe gazeteden ise kısaca bahseder. Yugoslavya’nın kurtuluşunun ardından <em>Birlik</em>’i, Emekçilerin Sosyalist İttifakı’nin cikardigi, <em>Piyoner Gazetesi</em>, <em>Yeni Kadın</em>, <em>Tomurcuk</em>, <em>Sevinç</em> ve <em>Sesler</em> yayınları takip edecektir. Sosyalist Yugoslavya&#8217;da bu tohumlarla başlayan Türkçe basının yeni hayatı, blogdaki diğer gönderilerin konusu olacak.</p>



<p></p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2020/12/Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Turkce.pdf">Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Turkce</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2020/12/Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Turkce.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>



<div class="wp-block-file"><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2020/12/Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Bosnakca.pdf">Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Bosnakca</a><a href="https://bllogu.lumbardhi.org/wp-content/uploads/2020/12/Ismail-Eren-–-Yugoslavyada-Turkce-Basin-Bosnakca.pdf" class="wp-block-file__button" download>Download</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/30/ismail-eren-yugoslavyada-turkce-basin-sezgin-boynik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulus Oluşumu: Yugoslavya’da Türk Milliyetçiliğinin Oluşumu ve Günümüzdeki Yankıları</title>
		<link>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/21/ulus-olusumu-yugoslavyada-turk-milliyetciliginin-olusumu-ve-gunumuzdeki-yankilari/</link>
					<comments>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/21/ulus-olusumu-yugoslavyada-turk-milliyetciliginin-olusumu-ve-gunumuzdeki-yankilari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sezgin Boynik ve Tevfik Rada]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 11:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ulus Oluşumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bllogu.lumbardhi.org/?p=379</guid>

					<description><![CDATA[Bu giriş yazısında, Prizrenli sosyologlar Sezgin Boynik ve Tevfik Rada’nın sosyalist Yugoslavya’da Türk ulus ideolojisinin inşasını ele alan araştırma projesi tanıtılacaktır. Bu proje, Yugoslavya’da Türkçe konuşan halkın milli kimlik olgusunu nasıl deneyimlediklerini irdeliyor. Bu sayede sosyalizm ve milliyetçilik ilişkisi hakkında yeni bir bakış açısı oluşturuyor ve modernleşme projesi ile olan karmaşık ilişkiyi de ortaya konmuş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu giriş yazısında, Prizrenli sosyologlar Sezgin Boynik ve Tevfik Rada’nın sosyalist Yugoslavya’da Türk ulus ideolojisinin inşasını ele alan araştırma projesi tanıtılacaktır.</p>



<p>Bu proje, Yugoslavya’da Türkçe konuşan halkın milli kimlik olgusunu nasıl deneyimlediklerini irdeliyor. Bu sayede sosyalizm ve milliyetçilik ilişkisi hakkında yeni bir bakış açısı oluşturuyor ve modernleşme projesi ile olan karmaşık ilişkiyi de ortaya konmuş oluyor. Projenin amacı, milliyetçiliği açıklanamayan ve gizemli bir olgu olarak gören yaklaşımlardan arındırmaktır. Proje, milliyetçiliğin oluşmasında bilimsel, tarihsel ve somut bir yaklaşım getirmeyi planlamaktadır.</p>



<p>1945-1991 yılları arasında Kosova ve Makedonya’da üretilmiş basılı kaynakları temel alan araştırma kültürel, sanatsal ve düşünsel faaliyetleri kapsıyor. Araştırmanın ana tezi, ulus ideolojisinin ancak politik kurumlara bağlı somut maddi etkilerde bulunabildiği görüşüdür. Bu teze göre milliyetçilik, kendi başına var olamayan bir olgudur. Başka bir deyişle, milliyetçilik ‘kendi’ pür varlığını sürdüremez. Milliyetçilik ve milli kimlikler ancak somut kurumlar sayesinde vücut bulabilirler. Kısacası, milliyetçilik her zaman kurumlar sayesinde var olur.</p>



<p>Araştırma, milliyetçiliği belirli sınırları olan bir olgu olarak ele alacaktır. Böylece, milliyetçiliği kendine has sınırlar içinde var olan bir fenomen olarak ele alan ve onu ebedi bir tahayyül olarak savunan muhafazakar görüşleri eleştirecek, bu sayede halkların dayanışmasını temel alan tahayyüllerin daha iyi anlaşılması amaçlanacaktır. Araştırmanın dayandığı iki önemli tezi şöyle özetlemek mümkündür:</p>



<p>.&nbsp; &nbsp; Yugoslavya’da Türk milliyetçiliği ile sosyalizmin ideolojik ve politik kurumlarının iç içe geçmesi. Bu tez, çok kültürlü sosyalist kurumlarda var olan yerel, etnik ve milli anlayışın içinde barındırdığı çelişkiyle alakalıdır. Yugoslavya Türk milliyetçiliği bu temel gerilim üzerine inşa edilmiştir.</p>



<p>.&nbsp; &nbsp; &nbsp; İdeolojik ve politik çelişkiler bir yana, bu gerilimli ulusal form aynı zamanda modernleşme sürecinin anlaşılmasında önemli bir noktadır. Bu fenomenin araştırılması ile birlikte, Makedonya ve Kosova’da biçimlenmiş ve daha geniş toplumsal sorunlara da değinecek bir modernleşme olgusu da ele alınmış olacaktır.</p>



<p>Sürmekte olan pandeminin yarattığı kısıtlamalardan dolayı araştırmanın ilk safhası Yugoslavya Türk milli kimliğinin oluşmasında etkili olmuş bazı belgelerin tartışmaya açılması ile sürdürülecektir. Bu belgeler, sosyalist Yugoslavya’da üretilip yayınlanmış bilimsel çalışmalar, denemeler, istatistik raporları, bibliyografik belgeler, popüler kitaplar, şehir rehberleri ve anılar olacaktır. Her hafta, yukarıda bahsi geçen zaman dilimine ait bir belge ve araştırmacılar tarafından yazılıp bu belgeyi tarihsel bağlamıyla beraber sunacak bir giriş yazısı yayınlanacaktır.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;İki yıl sürecek olan proje kapsamı içerisinde özel ve kamu arşivlerinde var olan belgeler incelenecek; sosyalist Yugoslavya’da Türk ulus ideolojisinin oluşumunda aktif rol oynamış kişilerle de söyleşiler düzenlenecektir.</p>



<p>Önümüzdeki yıldan başlayarak proje, her biri Yugoslavya&#8217;daki Türk ulusal oluşumunun belirli bir yönünü ele alan kitapçık dizisinin yayınlanmasıyla sonuçlanacak. Projede, yayınların yanı sıra bu tarihsel dinamikleri günümüzün değişen ulusal kimlikleri bağlamında ele alan tartışmalar, konferanslar ve sergiler de yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bllogu.lumbardhi.org/tr/2020/12/21/ulus-olusumu-yugoslavyada-turk-milliyetciliginin-olusumu-ve-gunumuzdeki-yankilari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
